Turkish/Present Tense

From Wikibooks, open books for an open world
< Turkish
Jump to: navigation, search

Present tense[edit]

e, i ö, ü a, ı o, u
Ben -(i)yorum -(ü)yorum -(ı)yorum -(u)yorum -yorum
Sen -(i)yorsun -(ü)yorsun -(ı)yorsun -(u)yorsun -yorsun
O -(i)yor -(ü)yor -(ı)yor -(u)yor -yor
Biz -(i)yoruz -(ü)yoruz -(ı)yoruz -(u)yoruz -yoruz
Siz -(i)yorsunuz -(ü)yorsunuz -(ı)yorsunuz -(u)yorsunuz -yorsunuz
Onlar -(i)yorlar -(ü)yorlar -(ı)yorlar -(u)yorlar -yorlar
sevmek "to love" bölmek "to allot" yapmak "to do" korkmak "to fear" okumak "to read"
Ben seviyorum "I love" bölüyorum yapıyorum korkuyorum okuyorum
Sen seviyorsun "You love" bölüyorsun yapıyorsun korkuyorsun okuyorsun
O seviyor "[S]he loves" bölüyor yapıyor korkuyor okuyor
Biz seviyoruz "We love" bölüyoruz yapıyoruz korkuyoruz okuyoruz
Siz seviyorsunuz "You love" bölüyorsunuz yapıyorsunuz korkuyorsunuz okuyorsunuz
Onlar seviyorlar "They love" bölüyorlar yapıyorlar korkuyorlar okuyorlar
bilmek "to know" gülmek "to laugh" alınmak "to fall" duymak "to hear" uyumak "to sleep"
Ben biliyorum gülüyorum alınıyorum duyuyorum uyuyorum
Sen biliyorsun gülüyorsun alınıyorsun duyuyorsun uyuyorsun
O biliyor gülüyor alınıyor duyuyor uyuyor
Biz biliyoruz gülüyoruz alınıyoruz duyuyoruz uyuyoruz
Siz biliyorsunuz gülüyorsunuz alınıyorsunuz duyuyorsunuz uyuyorsunuz
Onlar biliyorlar gülüyorlar alınıyorlar duyuyorlar uyuyorlar

Irregular Verbs in Present Tense[edit]

gitmek "to go" oynamak "to play"
Ben gidiyorum oynuyorum
Sen gidiyorsun oynuyorsun
O gidiyor oynuyor
Biz gidiyoruz oynuyoruz
Siz gidiyorsunuz oynuyorsunuz
Onlar gidiyorlar oynuyorlar

There are two present tenses, continuous and simple, which are used similar as in English.

Present continuous (its usage resembles the English "-ing" tense)
It describes an action which is going on at the moment of speaking.

almak (to take, to buy)
alıyorum (I take, buy)
alıyorsun (you take, buy)
alıyor (he, she, it takes, buys)
alıyoruz (we take, buy)
alıyorsunuz (you take, buy)
alıyorlar (they take, buy)

Bunu alıyorum. (I take this. or I buy this.)

anlamak (to understand), anlıyorum (I understand), anlıyorsun (you understand), etc.
bulmak (to find), buluyorum (I find), buluyorsun (you find), etc.
vermek (to give), veriyorum (I give), veriyorsun (you give), etc.
gitmek (to go), gidiyorum (I go), gidiyorsun (you go), etc.
gelmek (to come,)geliyorum(I come), geliyorsun (you come), etc.
göndermek (to send): gönderiyorum, gönderiyorsun, etc.
söz vermek (to promise): söz veriyorum, söz veriyorsun, etc.


You can give your feedback about this page on the talk page.